MENÜ

KAPAT

Cerrahi Yöntemler

Minimal İnvaziv Aort Kapak Cerrahisi

Hastanın göğüs kemiği açılmadan sağ meme üstünden 5-7 cm’lik bir kesi ile iki kaburga kemiği arasından aort kapak tamiri ya da değişimi ameliyatı yapılır.

Minimal İnvaziv Aort Kapak Ameliyatı Kimlere Yapılır?

Cinsiyet, yaş, kilo, boy, aort kapak yapısı (kireçlenmiş, yırtılmış, enfekte) yapısı gibi durumlara bakılmaksızın tüm hastalarda uygulanabilir.

Minimal İnvaziv Aort Kapak Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılmaz?

Öncesinde kalp ya da sağ göğüs ameliyatı olan hastalar ve acil ameliyat gereken hastalara yapılmaz.

Minimal İnvaziv Aort Kapak Ameliyatı Öncesi Hazırlıklar

Ameliyat öncesi hazırlıklar, klasik (açık) kapak ameliyatlarındaki gibi kan tetkikleri (toplam kan sayımı, kan şekeri düzeyleri, serum elektrolitleri, böbrek ve karaciğer fonksiyon testlerini gibi), elektrokardiyografi (EKG), doppler ultrason ile Şah damarı (Karotis arter) değerlendirmesi ve akciğer grafisini içerir.

Klasik kapak ameliyatlarından farklı olarak her hastaya operasyon öncesinde boyundan kasık bölgesine kadar ilaçlı bilgisayarlı tomografi (BTA) görüntülemesi yapılır.

Minimal İnvaziv Aort Kapak Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

İyi merkezlerde yapılan klasik (açık) kapak ameliyatının riski ile benzer oranda yaklaşık % 1 risk vardır. Ölüm riski dışında %1-2 oranında felç riski vardır. Ancak kanama ve enfeksiyon gibi riskler klasik ameliyata göre daha az görülür.

Minimal İnvaziv Aort Kapak Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Bu ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Genel anestezi sonrası hastaya transözefagial ekokardiyografi (TEE) probu takılır. Ameliyat başlangıcından bitimine kadar kalbin kasılma ve kapak fonksiyonları değerlendirilir.

Sağ memenin üstünden 5-7 cm lik kesi ile iki kemik arasından aort damarı ve kalbe ulaşılır. Hasta kalp akciğer makinasına bağlanır. Sonrasında kalbi durdurarak aort damarı açılır ve aort kapağa ulaşılır. Hasta (kireçli, yırtık, enfekte) olan aort kapak kesilerek çıkarılır. Ameliyat öncesinde hasta ile ortak karar verilen protez aort kapak (biyolojik ya da mekanik kapak) takılır.

Kalp kapak ameliyatlarında genellikle yüksek miktarda kan ve kan ürünü kullanılmakta olup merkezimizde kapak ameliyatıyapılan hastalarda ototransfüzyon cihazı (hastanın kendi kanını temizleyip hastaya geri veren cihaz) kullanıldığı için hastaların yaklaşık %90’ında kan ürünün kullanılmamaktadır.

Minimal İnvaziv Aort Kapak Ameliyatı Ne Kadar Sürer?

Minimal invaziv aort kapak ameliyatı, anestezi süresi katılarak ortalama 4 saat arasında süren ameliyattır.

Ameliyattan sonra hastalarımız bir gün yoğun bakımda kalır ertesi gün servise çıkarlar.

Minimal İnvaziv Aort Kapak Ameliyatı Sonrası Servis Takibi

Hasta servise çıktığı gün yemek yemek, yüzünü yıkamak ve diş fırçalamak gibi ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilir. Hasta servise çıktığı ilk gün odasında ve serviste yürür. Göğüs ön kemiği (iman tahtası) ve kaburga kemiği kesilmediği için sırt üstü yatma zorunluluğu yoktur, hasta istediğinde yan yatabilir. Ameliyatın üçüncü günü genellikle hastalarımıza merdiven çıkarttırıyoruz. Banyolarını yaptırtıyoruz. Herhangi bir sorun yoksa hastalarımız 3. ya da 4. günde taburcu oluyor.

Minimal İnvaziv Aort Kapak Ameliyatının Avantajları

  • Göğüs kemiği sorunu oluşmaz. Göğüs kemiğinin kesilmesine gerek olmadığı için göğüs kemiğinin oynaması ya da enfeksiyon kapması gibi sorunlarla karşılaşılmaz.
  • Hasta daha az ağrı çeker. Operasyon mini kesilerle gerçekleştiği için hastalar açık operasyona oranla daha az ağrı hisseder.
  • Ciltte büyük ameliyat izi olmaz. 5-7 cm lik küçük kesiden yapıldığı için ciltte estetik açıdan rahatsız eden iz kalmaz.
  • Hastanede yatış süresi kısalır. Küçük ameliyat kesisi ve daha az kan kaybı sayesinde hastalar en karmaşık ameliyatlarda bile ortalama 4 gün içinde taburcu olabilir.
  • İşe ve sosyal yaşama hızla dönülmesini sağlar. Ameliyat alanlarında minimal hasar oluşuyor. Bu sayede hastanın ayağa kalkma ve normal fiziksel aktivitelerine kavuşması çok daha kolay ve hızlı olur.
  • Kesiler küçük olduğu ve kemik kesilmediği için kanama miktarı azalır. Bu sayede kan kaybı çok az olur ve hastaların çok büyük bir bölümünde kan nakli ihtiyacı olmaz.